METİN ÇİFTÇİ Kişisel Web Sitesi
search

Hadis: “Helâk edici şu yedi şeyden kaçınınız ki onlar:

 1 - Allah’a ortak koşmak,

 2 - Büyü-sihir yapmak,

 3 - Allah’ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek,

 4 - Faiz yemek,

 5 - Yetimin malını yemek,

 6 - Savaş esnasında arkasını dönüp kaçmak,

 7 - İffetli mümin ve bir şeyden haberi olmayan kadınlara iftira etmektir.

(Buhârî, Vesâyâ, 23, Hudûd, 44;)”

Her Müslümanın, pek çok zararı yanında dünyevi ve uhrevi sorumluluğu da bulunan iftiradan kendini muhafaza etmelidir. Kaçınılması emredilen bu yedi şeyin kötü neticelerini düşünmek de, bunlardan uzaklaşmak için yeterlidir.

İslam şeriatı nazarında büyük günahlar pek çoktur. Bazılarına göre bunların, yetmiş veya daha fazla türü vardır. Hadis-i şerifte ise bunlardan en fazla zararı olan yedi türü zikredilmiştir.

1- Şirk: Cenâb-ı Hakk’a ortak isnat etmektir ve en büyük günahtır. Allah’a ortak koşanların cehennemde ebedi kalacakları dinen sabittir. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ’nın bir olduğuna, zâtında ve sıfatlarında benzeri ve ortağı bulunmadığına bütün zerreler şahitlik etmektedir. Bu hususu bütün peygamber efendilerimiz kesinlikle bu şekilde haber vermişlerdir. Zaten Allah’ın bir ve tek olduğunu insanlığa tebliğ etmemiş hiçbir hak din yoktur.

Eğer Allah Teâlâ’nın, hâşâ ortağı olduğu düşünülseydi bu kâinatın varlığından ve intizamdan bir eser görülmezdi. Bir kere düşünelim, farzettiğimiz iki yaratandan her biri aynı kuvvet ve büyüklükte olsaydı, biri varlık olarak fazla olmaz mıydı? Biri diğerinden daha kuvvetli olduğun takdirde diğeri yaratıcı sıfatına nasıl sahip olabilirdi? Farzedilen bu iki yaratıcıdan biri diğerinin tasarruflarına engel olabilir miydi, olamaz mıydı? Şayet engel olabilseydi, diğeri aciz ve boşuna bulunurdu. Eğer engel olamasaydı kendisi aciz kalacak, yaratıcılığı sınırlanacaktı. Artık kendisinde böyle bir acizlik bulunan bir zat, bütün yaratılmışların yaratıcısı sıfatına nasıl sahip olabilir? Kelâm ilminde açıklandığı üzere Allah Teâlâ’nın ortaktan münezzeh olduğu birçok akli ve fikri delille sabittir. Bunun tersini düşünenler ise Allah Teâlâ’yı âdeta inkâr etmiş, sapıtmıştır.

2- Sihir-büyü: Bazı bozuk ruhlu kimselerin kullandıkları bir kısım bâtıl sebeplerden, mesela birtakım haram sözlerden ve bayağı fiillerden ibarettir ki; bunların üzerinde bazı olağan üstü hadiseler görülür.

Bâtıl bir şeyi hak görünüşüne sokmaya da sihir denir. Bu hareket de büyük günahtır. Çünkü sihir ile meşru olmayan amaçlar peşinde koşulmuş, toplum hayatında yaralar açmak istenilmiştir. Kehanette bulunmak, yıldızların hareketlerine bakıp gelecekten haberler vermek ve bunları kesin kabul etmek, birtakım maddeleri altına ve gümüşe çevirme işi olan “simya” ile meşgul olmak da bir çeşit sihir hükmündedir. Bunlardan da kaçınılmalıdır.

3- Haksız yere adam öldürmek: Bu da çık büyük bir günahtır. Öldürmesi câiz olmayan birini kasten öldürmek büyük bir cinayettir.

Toplumun hayatına ve haklarına tecavüzde bulunmak gibi bir mahiyeti vardır. Hangi maksatla olursa olsun, haksız yere bir kimsenin hayatına kastedenler kendilerini çok büyük bir azabın içine atmış olurlar. Ancak bir kimsenin haklı yere öldürülmesi, mesela İslâm hukukunda devlet tarafından “kısas”ın icra edilmesi, eşitlik esasına dayandığından günah değil, belki adaletin gereğidir.

4- Haksız yere yetimin malını yemek: Bu da büyük bir günahtır. Bir yetim, akrabasının yanında kalabilir. Bu yetim(ler)in bakımını yapmak, onlarla ilgilenmek büyük sevaptır. Bakımlarını üstlenenler bunlara ait olan mallardan yetimler için harcarlar, artakalanları onlar namına saklarlar. Âkıl bâliğ olduklarında kendilerine teslim ederler. Yoksa onların acizliğinden istifade ederek lallarını boş yere savurmak, onların hukukuna tecavüz olacağından elbette büyük bir günahtır. Böyle bir hareketten kesinlikle kaçınılmalıdır.

5- Faizden uzak durmak: Ribâ, sözlükte “artmak” anlamındadır. Terim olarak iki kısma ayrılır: Birincisi, fal ribâsıdır (fazlalık faizi) ki, tartılabilir ve yenilebilir şeyleri kendi cinsleriyle peşin olarak değiştirmektir. Bir dirhem gümüşü, bir buçuk dirhem gümüşle, bir kilo buğdayı bir buçuk kilo buğdayla değiştirmek gibi.

Diğeri nesîe ribâsıdır (ertelene faiz). Ayrı cinsten olan iki şeyin birini diğeri  karşılığından veresiye olarak değiştirmektir ki, miktarları aynı olsa da yine câiz değildir. Bir kilo buğdayı bir kilo arpa karşılığında değişmektir.

Faiz, İslâm dininde birçok hikmete binaen yasaklanmıştır. Faizin pek çok zararı vardır. Faiz, insanlar arasında yardımlaşma görevini ihlâl etmektedir. Bununla zenginler, fakirlerin haklarını üzerlerine almış oluyorlar. Faiz sebebiyle zengin olanlar toplumun nazarında düşüyorlar. Faizle geçinmek birçoklarını ziraattan, ticaretten ve sanattan alıkoyuyor. Faiz yüzünden müsriflik yapılıyor ve israf edeneler büyük zararlar görüyor.

Bunun içindir ki, faizden kazanç temin edenlerin dünyadaki son anlarının iyi olmadığı tecrübe yoluyla görülmüştür. Artık faizden uzak durulması gerekmektedir.

6- Savaş esnasında kaçmak: Bu da büyük bir günahtır. Müslümanlar düşmanla çarpışırken Müslümanlardan birinin zaruret olmadan hap saflarından ayrılıp düşmana arkasını çevirmesi, büyük zararlara ve diğer Müslümanların morallerinin bozulup yenilmelerine sebep olabilir. Cihad etmenin önemini düşünmeli, gaziliğin ve şehitliğin değerini göz önüne almalı, Hakk’a tevekkül ve itimat ederek İslâmiyet’i yükseltmeye, Müslümanların haklarını savunmaya ve korumaya devam etmelidir. Aksi takdirde insan  kendisini dünyada cezadan kurtarabilse bile ahirette cezasından kaçamaz.

7- İffetli Müslüman kadınlara zina iftirası atmak: Bu da büyük bir günahtır. İnsan nasıl olur da namuslu, dindar ve fenalıktan uzak duran bir kadına fuhşu, meşru olmayan bir şeyi isnat edebilir?

İnsan, dilini tutmalıdır. Herhangi bir zanna ve gücenmeye binaen, iffetli oldukları bilinen, fuhuştan uzak ve habersiz kadınların namusuna iftira etmemelidir. Böyle bir iftiranın ailede ve toplumda leke olarak kalacağını düşünmelidir. Allah Teâlâ’ının temiz kullarına leke sürmenin büyük cezası vardır ve iftira atanlar bunun cezasını mutlaka çekecektir.

Cenâb-ı Hak, cümlemizi bütün günahlardan uzak eylesin.


Kaynak: Ömer Nasuhi BİLMEN (Beşyüz Hadis-i Şerif)





Paylaş







Odun yanınca kül,
İnsan yanınca kul olur.
Hz. Mevlana




InstagramFacebooktwitter





İlmin Afeti Unutmaktır
Okuma : 834    Tarih : 30.04.2020 - 09:33
İlahî Feyzi Muhafaza Etmek
Okuma : 596    Tarih : 20.04.2020 - 02:14
Kur’an’a Muhtacız
Okuma : 381    Tarih : 1.05.2020 - 13:05
Kurtuluş İçin Kapı Arayanlar
Okuma : 367    Tarih : 20.04.2020 - 00:46
Ümmet-i Muhammed İçin Cehennem Azabı
Okuma : 353    Tarih : 30.04.2020 - 09:56
Duaya ve Kur’an’a  Sarılan Yolunu Şaşırmaz
Okuma : 347    Tarih : 27.04.2020 - 17:13
Corona Virüs Covid-19 İmtihanı
Okuma : 343    Tarih : 25.04.2020 - 22:01
Geçim Sıkıntısından Kurtulmanın Yolu
Okuma : 341    Tarih : 28.04.2020 - 10:14
Kaza ve Kader
Okuma : 332    Tarih : 2.05.2020 - 13:52
Varlık ve Darlık Sınavı
Okuma : 324    Tarih : 20.04.2020 - 18:07
Hiç İle Şey
Okuma : 322    Tarih : 18.06.2020 - 00:58
Zaman Ve Ruh
Okuma : 319    Tarih : 20.06.2020 - 15:01
Namazlar Vaktinde Kılınmalı
Okuma : 313    Tarih : 5.05.2020 - 21:47
İnsanı Helak Eden Yedi Günah
Okuma : 308    Tarih : 22.04.2020 - 03:26
Rehbersiz Akıl İnsan İçin Felakettir
Okuma : 308    Tarih : 26.04.2020 - 00:23
Vakitsiz Bir Ezan
Okuma : 304    Tarih : 2.05.2020 - 13:13
Corona Virus Covid-19 Exam
Okuma : 303    Tarih : 25.04.2020 - 22:11




İp Adresin: 3.229.142.104


© 2020 Kodlama ve Tasarım Metin ÇİFTÇİ